Sunday, October 20, 2013




Önce uzaktan baktım sana, sonra o uzaklara senden baktım. 
Elini tutmayı çok istedim ben. 
Dudaklarından dökülen her kelimeyle öpüşmeyi.
 İnsanlardan arınırken sana karışmayı delice istedim. 
Sesinin buğusunda çiçek resimleri çizmeliydin bana.
Ben gülümserken içimdeki kelebeklere beni sevdiğini fısıldayıp mutlu olmalıydım çocuklar gibi. 
Arafın göbek deliğinden kaçıp Arafat'ın gül kokusunda vardım ya soluğuna, 
Ölsem de gidemem diyordu' yüreğimi bağışladığım... 
Sonra yine o veda anı düşüyordu aramıza ve ben sustuklarımı yüzüne vurmuyordum hiçbir suretle.






Bu gece çok ağrıtmayacağım başını merak etme ve çok kalmayacağım yanında. 
Üstelik şarap falan da getirmedim gelirken; şu mumları da söndür, romantizm dedikleri şeyi istemiyorum. 
Var mısın, yok musun anlamıyorum ben. 
Söylesene, derdin ne senin? 
Bi insanın hayatına ya girersin ya da def edip gidersin. 
Tarafın olmalı; ya aşktan yanasındır ya da ayrılıktan. 
Oysa kalışların ürkek senin, gitmelerin çekingen. 
Ne yaklaşacak kadar cesur ne uzaklaşacak kadar gözü karasın. 
Yol göster bana: sana ulaştığımı sandığım an aslında hiç bulamamış olduğumu fark ediyorum. 
Yanında olmak güzel ama inan bana yerimde olmak istemezdin. 
Bu yüzden ertelenmiş bir son beklemeyeceğim. 
Ya git benden ya da beni kendime getir artık.



Geç değil.
Belki yine yaslarız başımızı zamanın sıcak kollarına. 
Belki bir sonbahar geçer ömrümüzden
Dökülen yaprakları toplarız belki
Belki de gökyüzüne sarılırız .

Geç değil.
Belki bir kar tanesi uyur omuzlarımızda.
Güneşten kaçarız belki.
Ben sana ayaz olmam.
Ben ısıtırım seni.
Ben ısınırım seninle.
Ben sensiz soğuğum
Ben seninle üşümem.
Ben sana üşürüm bir tek.
Belki ateşi buluruz ilkel bir çağın kundağında.
Belki zaman bırakır peşimizi.
Belki korkusuzca yaşarız.
Ölümsüz olmak değil niyetim.
Belki ölümü kıskandırırız.

Geç değil henüz.
Özlemeyi bırakıp elini tutabilirim belki.
Hala umudum var
Belki ummaktan vazgeçip sana gelebilirim.
Beni kabul et.
Yine sevebilirim seni. 

B.K

Tuesday, May 14, 2013



Yiğit harmanları, yığınaklar,

Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
Dize getirilmiş haydutlar,
Hayınlar, amana gelmiş,
Yetim hakkı sorulmuş,
Hesap görülmüş.
Demdir bu...

Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası korugan'ların.
Ölünmüş, canım,ölünmüş
Murad alınmış...

Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık... 
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...





Monday, May 13, 2013




Maviye..Maviye çalar gözlerin, 
Yangın mavisine..Rüzgarda asi, 
Körsem,senden gayrısına yoksam 
Bozuksam..Can benim, düş benim, 
Ellere nesi? 
Hadi gel, 
Ay karanlık... 
İtten aç, yılandan çıplak, 
Vurgun ve bela ..
Gelip durmuşsam kapına ,
Var mı ki doymazlığım ? 
İlle de ille sevmelerim, 
Sevmelerim gibisi ? 
Oturmuş yazıcılar, 
Fermanım yazar ..
N'olur gel, 
Ay karanlık... 
Dört yanım puşt zulası, 
Dost yüzlü, 
Dost gülücüklü 
Cıgaramdan yanar. 
Alnım öperler, 
Suskun, hayın, çıyansı. 
Dört yanım puşt zulası, 
Dönerim dönerim çıkmaz. 
En leylim gecede ölesim tutmuş 
Etme gel, 
Ay karanlık..


Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde  
Oysaki seninle güzel olmak var  
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi  
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda  
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.  
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte  
Sen de bir başkasına  veriyorsun daha güzel  
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor  
Derken karanfil elden ele.  
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle  
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil  
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk  
Birleşiyoruz sessizce.  

Thursday, April 25, 2013



Bir akşam üstüdür şarabî
Bahçeler ve dağlar üzre hükümran
Tam dünyayı dolaşmak saatindesin
Ay ışığı su içer birazdan.

Kızarmış kalçalarını çanlar
Alabildiğine vurur
Manşetlerde kilometre kilometre yalan
Sallanır durur.

Sen çocuk tulumunda
Matbaa mürekkebi
Rüsva olmuş ellerin emeği
Alıp götürmüşler dost dediğini
Almış rüzgârlar içini.

Ümide benzer
Sevdaya
Soğuk bir namludur
Kör ve pusuda
Ense kökünde zulüm
Ve sermiş cânım sofrasını dört başı mâmur
Burnun dibine
Hürriyet.

Seviyorsun mümkün
Aranızda kurşun
Yasak bölge var
Sen genç
Sevdan ölünecek kadar güzel
Kanunu yapanlar ihtiyar.