Önce uzaktan baktım sana, sonra o uzaklara senden baktım.
Elini tutmayı çok istedim ben.
Dudaklarından dökülen her kelimeyle öpüşmeyi.
İnsanlardan arınırken sana karışmayı delice istedim.
Sesinin buğusunda çiçek resimleri çizmeliydin bana.
Ben gülümserken içimdeki kelebeklere beni sevdiğini fısıldayıp mutlu olmalıydım çocuklar gibi.
Arafın göbek deliğinden kaçıp Arafat'ın gül kokusunda vardım ya soluğuna,
Ölsem de gidemem diyordu' yüreğimi bağışladığım...
Sonra yine o veda anı düşüyordu aramıza ve ben sustuklarımı yüzüne vurmuyordum hiçbir suretle.